8 Ocak 2009 Perşembe

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DUVAR HALILARI

Tekstil Sanatı, lifli maddeler sanatıdır. Dünyanın en eski kültürlerinden biri olan tekstil el sanatları, 20. yüzyılın başına kadar bir zanaat olarak kabul edilmiştir. Sanat, tasarım ve teknoloji gibi bir çok alanın etkileşimi sonucu, serbest tekstil oluşum sürecinde etkin rol oynamıştır. Günümüzde tekstilin bağımsız bir sanat dalı olarak ulaştığı noktayı tekstilin dekoratif amaçlı kullanımını ifade eden ve ”DUVAR HALISI” olarak çevrilen ”TAPESTRY” veya ”WALL HANGING” serbest tekstilin tanımında yetersiz kalabilir. ”LİF SANATI” veya “FİBER ART”, ”SANATSAL TEKSTİL” ya da ”THE ART FABRIC” güzel sanatlar fakültelerindeki eğitim içinde yer alan, serbest tekstilin plastik sanat dalı olarak ulaştığı noktayı en iyi şekilde ifade eder. 20. yüzyıl sanatı paralelindeki gelişim süreci serbest tekstilin bir el sanatı olmanın ötesinde resim, heykel ve mimari gibi bağımsız bir sanat dalı olarak varolmaya başlamıştır. Tekstil sanatçısı, aynı zamanda kullandığı tekstil materyallerini çok iyi tanıyan ve ulaşmak istediği plastik değere göre elyafı bilinçle yönlendirebilen bir tasarımcıdır. 20. yüzyıl sanatında, disiplinler arasındaki kesin çizgiler yavaş yavaş yok olduğu görülür. Tekstilin zengin dünyasını, resim, heykel, mimarının kullanımına açarken bu disiplinlerle beslenerek kendi devrimini yaşamıştır.
Bütün bu gelişim süreçleri ve sanatçıların yetkin işleri, serbest tekstilin sağlam temeller üzerine kurulmuş bir plastik sanat dalı olarak varlığının kanıtıdır.
Serbest Tekstilin kısa bir tarihine baktıktan sonra, kendi kültürümüzdeki duvar halılarını hatırlatmak istiyorum. Geçmişten günümüze kadar gelen duvar halıları , saraylardaki goblenler, göçerlerimizin kıl çadırları vb. Eskiden insanlar ses ve ısı yalıtımını kumaşlar ve halılar ile sağlıyorlardı. Bu amaçla kullanılan dokumaların yanı sıra, insanlar estetik kaygılarla ile duvara asılan kumaşların üzerine süsler, işlemeler ekleyerek renk ve biçim katmışlardı. Çocukluk anılarımızdan hatırladığımız geyikli, av sahnelerini, dans eden kadınların ahenklerini gösteren duvar halıları unutmamız mümkün değildir.Bizde de tekstilin dünyadaki gelişimi ile birlikte, sanatsal tekstil mekanlarımızı süslemektedir.
Bende, Üniversitede ki eğitimimde, serbest tekstil eğitimi ile tanıştım.Kendi başıma ise 1990’dan bu yana dokuma tasarımlarımı sürdürüyorum.1988 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Sanatları Bölümünden mezun oldum.Üniversitede okurken stajlarımızı hep tekstil fabrikalarında yapardık.Son stajımı Üniversitenin Ayvacık da kurduğu halı kooperatifinde yapmak istedim.Benim için keyifli bir staj olmuştu.Kooperatife bağlı köyleri dolaşmış ve doğal boyamayı öğrenmek için doğal boya laboratuarında çalışmış bir aylık halı stajım bitmişti. İstanbul’a döndüğümde çok heyecanlıydım.İstanbul da halı tezgahına sahip olduktan sonra, bende tasarımlarımı dokuyup üretime başlamıştım. Halı tezgahı - kirkit - iplik benim için ayrılmaz bir üçlü olmuştu. Tekstil eğitimimin bir parçası olan “doku” yaptığım tasarımlarda kendini hep öne çıkarıyordu. Doğa, kendi içindeki uyumu ile sadeliği, dengesi, renkleri tasarımın oluşmasında en önemli kaynak kitaptır. Fotoğraf gezilerinde çektiğim doku fotoğraflarım, yıllardır eğitimini aldığım resim çalışmalarım, resimlerini yaptığım zeytin ağaçları, kayalar arasındaki küçük mantarlar, ormanın dokusu, böceklerin kabuklarında ki desenler... gibi birikimler, tezgahın başına geçtiğimde iplerim boyalarım, ellerim fırçalarım, tezgahım da tuvalim olarak dokumalarımı bitiriyorum.
Tasarımlarım, düşüncelerimin, hayallerimin kağıda dökülmesiyle başlayıp, materyallerimle birleşmesine kadar devam etmektedir. Dokumalarımda en önemli konu tasarımla malzemenin uyumudur. Bunun içinde malzeme araştırması dokumanın en önemli aşamasıdır benim için. Tasarımlarda doğal malzemeler (kendir, doğal rafya, pamuk, sisal, bitki lifleri) renkli tasarımlarda da orlon, boyalı pamuk, floş, atık malzemeler ve yünler kullanıyorum. Ham iplerle çalıştığım dokuma tasarımlarım dışında, mavi yolculuktayken gördüğüm bir deniz altı mağarası ile “deniz” serüvenim başlayarak, dokumalarım heyecanla devam etmektedir. Son yıllarda da kendi deniz altı dünyamı dokumaya başladım. Bu çalışmalarım, soyut çalışmalarımdan farklı daha gerçekçi, fotoğraf etkisinde dokumalar oldu.Renklerdeki canlılık, balıklar, yosunlar, denizyıldızları, denizdeki yaşama umut oldu.
Dokumalarda duvar panolarının dışında, aydınlatmalar, kapılar, paravanlar, yatak başları gibi fonksiyonel ürün tasarımlarına yönelip, özel tasarımlarla iç mimarlar ve mimarlarla ortak çalışmaktayım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder