Küçük Adem'in anlattıklarını düşündüm birden. "Atölyeyi yıkmaya gelmişlerdi, hepimiz darbukalarımızı, klarnetlerimizi kaptığımız gibi atölyenin çatısına çıkıp var gücümüzle çalmaya başladık. Yıkımcılar kalakaldı. Bağıra bağıra şarkılar söyledik. Atölyeyi yıkamadan çekip gittiler." demişti. Sonra gözleri boş sokaklara, viran evlere dalmış, gittikçe ıssızlaşan Sulukule'nin havasından derin bir nefes çekerek uzaklaşmıştı. Küçük Adem'lerin sesi daha ne kadar kaçıracaktı yıkımcıları, o da bilmiyordu.
Umutla çıkmıştık atölyeden. Gelecek haftasonu İyi Dilekler Dokuma Atölyesine başlıyorduk yine. Ufak tefek eksiklerimiz kalmıştı sadece...
Kötü haber bugün geldi; "SANAT ATÖLYESİ YIKILDI, AMA TEZGAHLARI KURTARDIK" diyorlardı...
Küçük Adem'lerin sesi buraya kadar. Şarkılarına bağıra bağıra biz de katılmadıkça yüzlerce yıllık mahallelerinden kovuluyorlar göz göre göre.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder